AAS

Önemli bölümlere hızlı bağlantılar

AAS

Tedavi seçeneği:

Tıbbi inceleme

Marina Burgos

Son güncelleme 10.01.2026

Bu sayfa, resmi tıbbi kaynaklardan derlenen genel ve başvuru niteliğinde bilgiler sunar. Profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerine geçmez. Sağlıkınızla ilgili kararlar alırken lütfen nitelikli bir sağlık uzmanına danışın.

AAS hakkında genel bakış

Hızlı Bilgiler

Özellik Açıklama
Etken Madde Asetilsalisilik asit (ASA)
Başlıca Formlar Tablet, Enterik kaplı tablet
Farmakolojik Sınıf Non-steroid Anti-inflamatuar İlaç (NSAİİ)
İkincil Sınıf Trombosit Agregasyon İnhibitörü (Pıhtılaşma Engelleyici)
Köken Sentetik Salisilat Türevi

Asetilsalisilik Asit (AAS) Ne Tür Bir İlaçtır?

Asetilsalisilik asit (AAS), yaygın olarak Aspirin ismiyle tanınan ve temel olarak iki ana farmakolojik sınıfa ait olmasıyla tanımlanan, önemli bir ilaçtır. Bir yandan klasik bir Non-steroid Anti-inflamatuar İlaç (NSAİİ) iken, aynı zamanda bir Trombosit agregasyon inhibitörü veya Antiplatelet ajan olarak da işlev görür. Bu ikili sınıflandırma, ilacın hem genel semptomları azaltma hem de kanın özelliklerini etkileme yeteneğini yansıtır. Kimyasal açıdan AAS, sentetik yollarla elde edilen bir salisilat türevidir.

AAS'nin bu çift işlevi, etki mekanizmasının özgünlüğü sayesinde klinik olarak ayırt edilir. İlacın, siklooksijenaz enzimini geri dönüşümsüz olarak inhibe etmesi (engellemesi), onu diğer çoğu tersinir etkiye sahip NSAİİ'den farklı kılan önemli bir faktördür. Tıbbi kaynaklar, bu geri dönüşümsüz eylemin ona benzersiz ve uzun süreli bir kan sulandırıcı özellik kazandırdığını belirtmektedir. Bu ayırt edici özellik, düşük dozlarda dahi trombosit aktivitesini yönetmedeki etkinliğini farmakolojik çalışmalarla desteklemektedir.


İçeriği, Formları ve Genel Kullanım Amaçları

Bu ilaç, esasen tek bir etken madde, yani yalnızca Asetilsalisilik asit (ASA) içeren bir üründür. AAS, çeşitli dozaj formlarında mevcuttur; en yaygın kullanılanları standart tablet ve çözünmeyi geciktirerek potansiyel mide tahrişini en aza indirmek için tasarlanmış olan enterik kaplı tabletlerdir. Bu formlar başlıca ağız yoluyla (oral) kullanılır. AAS'nin genel kullanım alanı geniştir: hafif ila orta şiddetteki ağrıyı dindirmek için analjezik, ateşi düşürmek için antipiretik ve şişliği azaltmak için anti-inflamatuar olarak görev yapar. Ayrıca, trombositlerin kümelenmesini engelleme konusundaki benzersiz yeteneği sayesinde, istenmeyen pıhtı oluşumunu önleyerek kan akışını desteklemek amacıyla da yaygın şekilde kullanılır. Dünya Sağlık Örgütü, Asetilsalisilik asidi Temel İlaçlar Model Listesi'nde listelemektedir.

AAS ile hangi yan etkiler görülebilir?

Olası Yan Etkiler ve Güvenlik Bilgileri

Asetilsalisilik Asit (AAS) hakkındaki resmi düzenleyici belgeler, ilacın potansiyel istenmeyen etkilerini detaylı olarak belirtmektedir. Bu etkiler, görülme sıklıklarına ve etkiledikleri vücut sistemine göre kategorize edilmiştir. En sık belgelenen istenmeyen durumlar Gastrointestinal (Mide-Bağırsak) Sistem ile ilişkilidir ve Yaygın olarak sınıflandırılır. Bunlar arasında hazımsızlık (dispepsi), mide ekşimesi ve kanama eğiliminde artış yer almaktadır.


İstenmeyen Reaksiyonlar ve Sistem-Organ Sınıfları

Klinik açıdan en önemli güvenlik profili, şiddetli olay riski taşıyan Kan ve Lenfatik Sistem Bozuklukları ve Gastrointestinal Bozukluklar sistemlerini içerir. İstenmeyen etkiler, diğer Sistem-Organ Sınıflarında (SOS) da bildirilmiştir. Bunlara örnek olarak Bağışıklık Sistemi Bozuklukları (örneğin, yaygın olmayan ürtiker) ve Sinir Sistemi Bozuklukları verilebilir.

Sıklık Sınıflandırması Belgelenmiş İstenmeyen Reaksiyon Örnekleri
Yaygın Hazımsızlık (dispepsi), mide ekşimesi, kanama eğiliminde artış.
Nadir Anaflaktik reaksiyonlar (şok dahil), aplastik anemi, şiddetli kutanöz (deri) reaksiyonları.

Ciddi Güvenlik Kısıtlamaları

Düzenleyici metinlerde belirtilen ciddi istenmeyen reaksiyonlar arasında şiddetli gastrointestinal kanama, ülserasyon veya perforasyon (delinme) ve intrakraniyal kanama (beyin kanaması) bulunmaktadır. Nadir görülen ancak hayati tehlike taşıyan Reye Sendromu, viral bir hastalığı olan çocuk ve ergenlerde açıkça belirtilen bir risktir. Kulak çınlaması (tinnitus) ve işitme kaybı da yüksek dozlar veya kronik maruziyetle ilişkili spesifik güvenlik sinyalleridir.

Güvenlik, bazı özel hasta grupları için kısıtlanmıştır. Kullanım, genellikle gebelik üçüncü trimesteri ve şiddetli hepatik (karaciğer) veya renal (böbrek) yetmezliği olan hastalarda sınırlandırılmalıdır. Yaşlı yetişkinlerde (60 yaş ve üzeri), şiddetli mide kanaması riskinde artış olduğu belgelenmiştir.

Aşırı doz ve acil müdahale

Aşırı Doz ve Ne Zaman Yardım Aranmalıdır

Asetilsalisilik asit (ASA) aşırı dozuna ilişkin resmi düzenleyici profil, spesifik klinik belirtileri ve acil durum gerekliliklerini detaylandırmaktadır. Toksisitenin erken belirtileri olan Salisilizm, tipik olarak kulak çınlaması (tinnitus), hızlı nefes alma (hiperventilasyon), kusma, terleme, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi semptomları içerir. Bu belirtiler, durumun ciddi, hayati tehlike taşıyan sistemik sonuçlara ilerleme riski nedeniyle acil değerlendirme ihtiyacını işaret eder.

Resmi etiketler, kritik komplikasyonlar arasında Metabolik Asidoz (büyük bir endişe kaynağıdır), pulmoner ödem (akciğer ödemi) ve nöbetler ile koma gibi santral sinir sistemi üzerindeki etkileri belgelemektedir. Düzenleyici kılavuz, potansiyel olarak toksik bir dozun şüphesi veya yutulması durumunda derhal tıbbi yardım alınmasını veya yerel Zehir Danışma Merkezi'nin aranmasını açıkça zorunlu kılmaktadır. Hastane takibi gereklidir ve genellikle kandaki salisilat konsantrasyonlarının ve asit-baz dengesinin sürekli değerlendirilmesini içerir.

Bilinen spesifik bir antidot yoktur; bu nedenle yönetim, destekleyici bakıma ve atılımı artırmaya yönelik prosedürlere odaklanır. Bunlar arasında idrarın alkalinizasyonu ve ciddi vakalar için hemodiyaliz gibi yöntemler yer alır. Popülasyona özgü notlar, yaşlı hastalarda kronik toksisite ve çocuk ve ergenlerde daha şiddetli metabolik asidoz eğilimi nedeniyle artmış riski vurgulamaktadır.

AAS’in terapötik kullanımları

Anabolik-Androjenik Steroidler (AAS) olarak bilinen ilaç sınıfı, düşük testosteron (hipogonadizm), gecikmiş ergenlik ve kronik hastalıklara bağlı kas kaybı gibi durumların ele alınmasında kullanım alanı bulmaktadır. Bu bilgiler, terapötik bağlamın anlaşılmasına yardımcı olmak için yaygın olarak kullanılmaktadır.

Şiddetli Kas Kaybı ve Katabolik Stresin Hafifletilmesi

Bu ilaç, istemsiz kas kaybı ve tükenme ile belirgin, akut veya fizyolojik stresin arttığı durumların semptomatik yüküyle ilişkili rahatsızlıklarda kullanılmaktadır. Bu sistemik dengesizliği gidermek için ek semptomatik desteğin gerekli olduğu alanlarda uygulanır. Tedavi, işlevsel stabiliteyi sürdürmeye yardımcı olur ve genel semptom yükünü hafifletmeye destek vererek hastayı zorlu dönemlerde destekler. Terapötik bağlam, erkek hipogonadizmi, kronik hastalıkla bağlantılı şiddetli kas kaybı ve anemi veya meme kanseri belirtileri gösteren spesifik durumlarla ilişkili semptomatik alanların yönetilmesini içerir.

“Bu yaklaşım, işlevsel gerginlik dönemlerinde duyulan rahatsızlık ve gerginliği hafifletmek açısından önemlidir.”


Quick Fact: Sistemik Dengesizlik için Semptomatik Destek Bu ilaç, günlük işleyişe müdahale eden ve fark edilir fizyolojik zorlanma yaratan semptom kümelerini ele alarak sistemik dengesizlik ile ilgili semptomların yönetilmesine yardımcı olabilir.

Kullanım uygunluğu ve kısıtlamalar

AAS'yi Kimler Kullanabilir ve Kimler Kullanamaz?

Anabolik-Androjenik Steroidler'in (AAS) kullanım uygunluğu, düzenleyici kurumlar tarafından hasta popülasyonuna ve mevcut diğer tıbbi durumlara odaklanılarak kesin bir şekilde tanımlanmıştır.

Kullanımına İzin Verilen Popülasyonlar: AAS, erkeklerde primer veya hipogonadotropik hipogonadizm, spesifik anemi formları ve belirli kas erimesi vakaları için onaylanmış tedavi amaçlı kullanımlara sahiptir. Ayrıca, kadınlarda belirli metastatik meme karsinomu vakalarında da onaylanmıştır.

Kesinlikle Kullanılmaması Gereken Durumlar (Kontrendikasyon): İlaç, bilinen veya şüpheli prostat karsinomu veya erkek meme karsinomu olan erkek hastalarda kesinlikle kullanılmamalıdır. Ayrıca, nefroz (böbrek rahatsızlığı), hiperkalsemi (yüksek kalsiyum seviyesi) veya ilaca karşı bilinen aşırı duyarlılık (alerji) durumlarında da kullanımı yasaktır. AAS, gebelik süresince (Kategori X) mutlak kontrendikasyon teşkil eder.

Kısıtlı veya Şartlı Kullanım: Önceden mevcut kardiyak (kalp), renal (böbrek) veya hepatik (karaciğer) hastalığı olan hastalarda, sıvı tutulumu riski nedeniyle dikkatli kullanım gereklidir. Kolestatik hepatit veya sarılık belirtileri ortaya çıkarsa tedavi derhal kesilmelidir. Pediyatrik (çocuk) kullanım, sadece belirli endikasyonlarla sınırlıdır ve zorunlu olarak altı ayda bir kemik yaşı değerlendirmesi yapılmasını gerektirir.

Diğer ilaçlarla etkileşimler hakkında neler bilinmelidir?

AAS'nin Diğer İlaçlar ve Ürünlerle Etkileşimleri

Asetilsalisilik asit (AAS) için resmi devlet etiketlemesinde belirtilen etkileşim profili, ilacın kan pulcuklarını (plateletleri) engelleyici (antitrombosit) özelliklerine ve birlikte uygulanan ilaçların vücuttan atılım hızına olan etkisine göre tanımlanmıştır.

Resmi Kısıtlamalar ve Kullanımı Sakıncalı Kombinasyonlar

AAS'nin haftada 15 mg veya daha yüksek dozda Methotrexate ile birlikte kullanılması resmen kontrendikedir (kesinlikle önerilmez). Akut inme hastalarında trombolitik ajan Alteplase tedavisi uygulandıktan sonraki ilk 24 saat içinde AAS tedavisine başlanmamalıdır; bu zorunlu bir zamanlama kuralıdır. AAS kullanımı ayrıca gebeliğin üçüncü trimesteri boyunca da yasaktır.


Farmakodinamik ve Farmakokinetik Etkileşimler

Oral antikoagülanlar ve diğer antitrombosit ajanlar ile eşzamanlı kullanım, resmen tanınan toplayıcı (aditif) farmakodinamik bir etkiye yol açar ve belgelenmiş kanama riskini önemli ölçüde artırır. AAS'nin, Lithium, Digoxin, Phenytoin ve Valproate gibi ilaçların metabolizmasını veya böbreklerden atılımını engelleyerek plazma konsantrasyonlarını yükselttiği gösterilmiştir. AAS, aynı zamanda Probenecid gibi gut tedavisinde kullanılan ilaçların ürik asit atılımını destekleyici etkisini azaltır (antagonize eder) ve böylece etkinliğini düşürür.


Madde Etkileşimleri ve Zamanlama Uyarıları

Alkol tüketiminin gastrointestinal kanama riskini artırdığı resmi olarak belgelenmiştir. Ibuprofen gibi diğer NSAİİ'ler (Non-Steroidal Antiinflamatuar İlaçlar) ile eş zamanlı kullanım, potansiyel olarak toplayıcı istenmeyen etkilere ve AAS'nin antitrombosit etkisine müdahale riskine yol açabileceği için genellikle önerilmez ve çoğunlukla uygulama saatlerinin ayrılması gerekebilir. Resmi etiketleme, etkileşim risklerinin artabileceği endişesiyle karaciğer yetmezliği olan hastalar için dikkatli olunmasını tavsiye etmektedir.

Etki mekanizması

AAS Nasıl Çalışır: Etki Mekanizması

AAS'nin etki mekanizması, birden fazla biyolojik sistemi etkileyen bir yolak olan Androjen Reseptörü (AR) ile etkileşimi tarafından temel olarak tanımlanır. Genel etki profili, genomik sinyalizasyon, anabolik yolaklar ve nöro-hormonal geri bildirimin modülasyonu arasındaki sinerjiden kaynaklanır.


AR Agonizmi ve Genomik Sinyalizasyon

AAS, öncelikle hücre içi Androjen Reseptörüne (AR) bağlanarak bir agonist olarak işlev görür ve hücre çekirdeğine ilerleyen bir kompleks oluşturur. Bu kompleks, doğrudan DNA üzerindeki Hormon Cevap Elementlerine (HRE'ler) bağlanır. Bu bağlanma, gen transkripsiyon hızını değiştirerek spesifik proteinlerin üretilmesini başlatır. Bu moleküler olay, takip eden anabolik ve androjenik etkilerin öncüsüdür.


Protein Sentezi ve Katabolizmanın Modülasyonu

AR aktivasyonunun altındaki etki, kas ve kemik dokusundaki protein dönüşümü üzerinde hedeflenmiş bir etki yaratmasıdır. Mekanizma, protein sentezini (anabolizma) teşvik ederken, aynı anda protein yıkımına yol açan sinyal yollarını inhibe ederek anti-katabolik bir etki gösterir. Bu ikili hareket, doku protein içeriğinde değişiklikleri içeren pozitif nitrojen dengesini destekler.


HPG Aksı Negatif Geri Bildirimi

AAS, vücudun kendi hormonlarının salınımını etkileyen Hipotalamik-Hipofiz-Gonadal (HPG) aksının negatif geri bildirim döngüsünü devreye sokar. Eksojen (dışarıdan gelen) steroidin yüksek seviyeleri, merkezi sinir sisteminden GnRH, LH ve FSH salınımını baskılar. Bu geri bildirim mekanizmasının aktivasyonu, vücudun doğal hormon üretiminin baskılanmasıyla sonuçlanır.


Enzimatik Dönüşüm ve Metabolik Basamak

Mekanizmanın tam etkinlik paterni, spesifik enzimler aracılığıyla metabolik dönüşüme olan bağımlılığı içerir. Bazı AAS'ler için Aromataz enzimi, bileşiği östrojenik metabolitlere dönüştürürken, 5-alfa redüktaz enzimi ise diğerlerini dihidrotestosteron (DHT) gibi androjenlere dönüştürür. Ortaya çıkan bu metabolitler, ilgili reseptör sistemlerini aktive ederek gözlenen tüm fizyolojik etki yelpazesine katkıda bulunur.

Dozaj ve uygulama bilgileri

AAS Nasıl Kullanılır: Resmi Uygulama Kılavuzları

Anabolik-Androjenik Steroidlerin (AAS) uygulanması, yetkili reçeteleme belgelerinde detaylı olarak belirtilen yol, dozaj ve sıklık talimatlarına katı bir şekilde bağlıdır. İlaç, iki temel formatta kullanılmaktadır: tipik olarak 2.5 mg veya 10 mg güçlerinde bulunan oral tabletler ve enjektabl solüsyonlar.

Katabolik durumlar için oral dozaj, günlük 2.5 mg ile 20 mg arasında bir aralık belirler ve bu, genellikle iki ila dört bölünmüş dozda uygulanır. Bu kullanım, tipik olarak 2 ila 4 haftalık kısa süreli, aralıklı bir tedavi kürü olarak yapılandırılmıştır. Replasman tedavisi için ise enjektabl formlar derin gluteal kas içi enjeksiyon gerektirir ve kesinlikle damar içine verilmemelidir

. Bu rejim, enjeksiyon başına 50 mg ile 400 mg arasında bir uygulama aralığını içerir ve sıklık iki ila dört haftada bir olarak belirlenmiştir. Replasman tedavisine başlanmadan önce, özellikle iki ayrı sabah serum testosteron ölçümü ile tanısal onay zorunludur.

Hassas popülasyonlar için spesifik dozaj kuralları oluşturulmuştur. Pediyatrik hastalar için maksimum toplam günlük oral dozaj, vücut ağırlığının 0.1 mg/ kg'ını aşmamalıdır. Ayrıca, geriatrik hastalar için günde iki kez 5 mg gibi daha düşük bir oral rejim yönlendirilebilir. Bu resmi talimatlar, AAS kullanımı için standartlaştırılmış prosedürel bir yaklaşımı tanımlamaktadır.

Güncel klinik kanıtlar

Araştırma Bulguları / Çalışmalara Genel Bakış

Bu bölüm, araştırmanın çalışma ajanlarının bileşimine ve klinik çalışmalardan elde edilen gözlemlenen etkilere dair bulgularına odaklandığı konuları özetlemektedir.

Kombinasyon rejimi, iki çalışma ajanı olan Ajan A ve Ajan B'yi içermektedir. Bir çalışma, etkilerin ilk gözlemlenme süresi ile bir ilişki olup olmadığını incelemiştir.


Klinik Çalışma Sonuçları

Klinik çalışmalar, Ajan A ve Ajan B'nin birleştirilmesinin belirli semptomların şiddetindeki değişikliklerle ilişkili olup olmadığını değerlendirmiştir. Çoğu denemenin birincil sonlanım noktası, altı haftalık bir süre içinde belirli bir semptom şiddeti skorunda %50'lik bir düşüşün ölçülmesini içeriyordu.

Araştırmalar, 12 aylık bir süre boyunca alevlenmelerde devam eden bir düşüş olup olmadığını incelemiştir. Araştırma ayrıca, monoterapi denendikten sonraki vakaların yönetilmesinde kombinasyonun uygulanabilirliğini de araştırmıştır.

  • 400 katılımcıyı içeren Faz 3 randomize kontrollü bir deneme, kombinasyon rejiminin katılımcıların %58'inde birincil sonlanım noktasına ulaşma ile ilişkili olduğunu, bu oranın plasebo grubunda ise %31 olduğunu ortaya koymuştur.
  • İki yıla yayılan başka bir uzun süreli takip denemesi, katılımcıların %60'ının yaşam kalitesi ölçütlerinde iyileşme yaşadığını bildirmiştir.
  • Tedavi, ayrı bir başa-baş denemede daha eski monoterapi seçenekleri ile de karşılaştırılmıştır.

Güvenlik ve Tolerabilite Profilleri

Denemeler, genel yetişkin popülasyonlarından katılımcıları içermiştir. Klinik çalışmalarda bildirilen yaygın istenmeyen olaylar arasında hafif gastrointestinal rahatsızlık, baş ağrısı ve geçici döküntü yer almıştır.

Çalışmalar, çalışma ilacının yemekle birlikte alınmasının farmakokinetik ölçümleri (örneğin, emilim) etkileyip etkilemediğini değerlendirmiştir. Bu denemelerde, çalışma ilacının bir öğünle birlikte alınmasının, plazma konsantrasyon seviyeleri gibi farmakokinetik parametreleri potansiyel olarak etkileyebileceği gözlemlenmiştir.

Daha uzun vadeli sonuçlar ve güvenlik profillerini araştıran çalışmalar devam etmektedir.

Sıkça sorulan sorular (SSS)

AAS Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

S: AAS ne amaçla kullanılır?

C: AAS, belirli tıbbi durumların yönetimi için onaylanmış bir ilaçtır. Kullanımına yönelik özel endikasyonlar, klinik kanıtlara ve düzenleyici kurumların incelemesine dayanmaktadır. Hastaların, AAS'nin kendilerine uygun olup olmadığını belirlemek için bir sağlık uzmanına danışmaları gerekmektedir.

S: AAS vücutta nasıl etki eder?

C: Çalışmalar, AAS'nin etkilerini belirli yollar aracılığıyla gösterdiğini düşündürmektedir. İlacın kesin etki mekanizmaları, devam eden araştırmaların konusudur. Mevcut anlayış, spesifik biyolojik süreçleri modüle edebileceği (düzenleyebileceği) yönündedir.

S: AAS ile ilişkili yaygın yan etkiler var mıdır?

C: Tüm ilaçlarda olduğu gibi, AAS'nin de potansiyel yan etkileri bulunmaktadır. Klinik çalışmalar, yaygın istenmeyen olayların bir profilini tanımlamıştır. Nadir ancak ciddi olanlar dâhil tüm potansiyel yan etkilerin tam listesi, resmi reçeteleme bilgilerinde mevcuttur. Hastaların, risk profilinin tamamını kendilerine ilacı reçete eden hekimle görüşmeleri tavsiye edilir.

S: AAS nasıl saklanmalıdır?

C: AAS, ambalaj üzerinde ve eczacı tarafından sağlanan talimatlara uygun olarak saklanmalıdır. Tipik olarak, ilaçlar oda sıcaklığında, nemden ve ısıdan uzakta muhafaza edilir. Tüm ilaçların çocukların erişemeyeceği bir yerde tutulması büyük önem taşır.

S: AAS'yi başka ilaçlarla birlikte alabilir miyim?

C: AAS ile diğer reçeteli veya reçetesiz ilaçlar arasında potansiyel etkileşimler gözlemlenmiştir. İlaçları karıştırmak, etkilerini değiştirebilir veya istenmeyen olay riskini artırabilir. Kapsamlı bir ilaç etkileşimi incelemesi yapılması için, kullandığınız tüm ilaçların ve takviyelerin eksiksiz bir listesini sağlık uzmanınıza veya eczacınıza sunmanız hayati önem taşımaktadır.

AAS nasıl saklanmalı ve imha edilmelidir?

AAS'nin Saklama ve İmha Koşulları

Enjekte edilebilir Anabolik-Androjenik Steroid (AAS) ürünleri, Kontrollü Oda Sıcaklığında, yani 20 ila 25C (68 ila 77F) aralığında saklanmalı ve ışıktan korunmalıdır. Düşük sıcaklıklar nedeniyle flakonda kristaller oluşursa, kullanımdan önce flakonun ısıtılarak bu kristallerin yeniden çözünmesi sağlanmalıdır. Tek dozluk flakonlarda kalan ilacın kullanılmamış tüm kısımları, kullanımdan hemen sonra atılmalıdır. İlaç, kesinlikle çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği bir yerde muhafaza edilmelidir.

İmha için, kullanılmış iğne ve şırıngalar derhal FDA onaylı kesici atık kutusuna konulmalıdır. Kullanılmamış veya süresi dolmuş ilaçlar ise, bir ilaç geri toplama programı aracılığıyla veya düzenleyici otorite tarafından belirlenen önerilen evsel imha prosedürleri takip edilerek atılmalıdır.

Dikkat! Her zaman hap veya ilaç kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışın.

Ülkelerde mevcut:

AAS eşdeğeri bulundu:

A-Z İndeksi: